İlahi nusret olmadan fetih olmaz! “Daha neyi bekliyoruz!!!”

Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah’ımıza hamd; Önderimiz, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Peygamberlerimize, izinden gidenlere, Ehlî Beyti’ne, Ashabına, canımız ana ve babamıza, Allah (c.c)’ın ilke ve inkılabı İslam’a tabi olan Mü’min kardeşlerimize, din ve vatan muhafızı şehid ve gazilerimize salat ve selâm olsun!  

Fethi Mübin’in 569. yılında 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmed Han’ı, ırklar üstü ümmet ruhuyla oluşturulan sadık ve emin ordusunu da rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları Şâd olsun!

26 Ağustos 1071 Malazgirt Zafer Bayramımız, 29 Mayıs 1453 İstanbul’un Fethi günleri, destanlaşan 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferimiz ve Cuma Bayram günümüz ülkemizde ne zaman resmi tatil olacak?! Daha neyi bekliyoruz?

Nasıl Mekke’i Mükerreme’nin Fethi tüm Fetihlerin anasıysa, 1071 yılında Anadolu topraklarını İslam’a ve Müslümanlara açan 26 Ağustos Zafer Bayramımız da tüm zaferlerin anahtarıdır!

1453 yılında orta çağı kapatıp yeni çağı başlatan 29 Mayıs Zafer Bayramı da dünya nöbetini tek başına teslim aldığımız büyük bir Fetih Bayramıdır!

Çanakkale Zaferimiz de bin yıl korunan vatanımızın tekrar Romalıların eline geçmemesi için “Çanakkale Geçilmez” destanının çeyrek milyon Şehidimizin ve yüzbinlerce Gazimizin kanlarıyla yazıldığı Zafer Bayramımızdır!

Bu Fetihler olmasaydı ne Dumlupınar olurdu ne Anafartalar! Ne de İstiklal Harbimiz! 

Ve ne de halen Milli Ruhumuza uzak kutlanan 29 Ekim, ne 23 Nisan ve ne de 19 Mayıs!

Bin yıldır Anadolu’da değil Doğu Asya’da yaşıyor olurduk!

Nasıl olur da böyle büyük zafer bayramı günleri ülke genelinde resmi tatil yapılıp kutlanmaz?

Tâli resmi tatiller kaldırılarak Ana ve Anahtar Fetih günlerimiz resmi tatil edilerek nesillerimizin engin tarihiyle barışmalarını ne zaman ve nasıl sağlayacağız? Ve daha neyi bekliyoruz 

şanlı tarihinden, kahraman ecdadından uzak ve eşsiz İslam Medeniyetine yabancı ve habersiz, batının kanlı tarihiyle övünen içimizdeki hainleri emin, eminleri hain gören bir neslin hakikatleri öğrenmesi çalışmalarını ne zaman artıracağız?! Ve daha neyi bekliyoruz

Asırlık yasakların yasaklanarak, bir kısım yasakların bir bir kaldırıldığı, 20 yıldır İktidarımızın ve STK‘larımızın Cuma Tatilinin yasaklanması gibi çağdaşlaşma ve batılılaşma hastalığının tezahürü laiklik belasının koyduğu yasakların kaldırılması için Allah’ımıza ve samimi kullarına karşı hiçbir mazeretimiz yoktur!!! Ve daha neyi bekliyoruz!

“Kim güzel ve yararlı bir işe aracılık ederse, o işten kazanılacak mükâfâtta kendisine de bir pay vardır. Kim de kötü ve zararlı bir işe aracılık ederse, ondan doğacak zararlarda kendisine de bir sorumluluk payı vardır. Böylece her insan, yaptığının karşılığını tam olarak görecektir. Çünkü her şey, Allah’ın kudret ve gözetimi altındadır.» (Nisa S.85) İlahi Mesajında belirtildiği gibi yapılan her iyilikten, her hayırdan, her hizmetten sevab nasibimiz olduğu gibi Cuma yasağı, süresiz nafaka, genç evlenenlere ceza zulmü gibi yanlışlardan da günah payımız vardır!

Bu veballerimizin en büyüklerinden biri de kontrol altına alınamayan ahlaksız dizilerle ve önlenemeyen sosyal medyanın yalan ve iftira tahrikiyle artan dünyevileşme yani dünya, mal ve makam bağımlısı bir toplumun İslam Referanslı eğitim ve öğretimle ve ilmi sohbetlerle yeterince hâlâ tedavi edilemeyişidir!

Tüm zaferlerde Devlet Çadırının direği olan Aile yapımızı bilerek yıkmaya devam eden, eşlerin boşanmalarını teşvik ederek eşler arası arabulucuları tasfiye edip, arabozguncuları teşvik eden yasalarla feminizm belasının artmasını ve gençlerin çılgınca ahlak dışı eğlencelerin ve cinsiyet eşitliği ihanetiyle cinsi sapıklığın artmasını zafer bayramı görenlerin vebali de günahı da gerekli Manevi tedbirleri almayanlarındır!!! Ve daha neyi bekliyoruz!

Artık yeter!!! 

Gayretullaha dokunan ve kalbi fetihleri geciktiren Dini Refansı unutturan veya terk ettiren yanlışlarımızdan tevbeyi nasuhla dönelim!

Unutmayalım ki;

Huneyn Savaşında çokluğuna ve gücüne güvenip nusret ve zaferde Allah’ı unutan, başarıyı kendilerinden sanan Ashab-ı Kiram’a torpil yapmayan Allah (cc), hiçbirimize asla torpil etmez! (Tevbe S.25,26)

Tüm Fetihler yani Zaferler sadece Allahımızın nusreti (yardımı) ile gerçekleşir!

Allahımızın yardımının gelmesi veya geri alınıp musibetlerle ve hezimetlerle cezalandırılmamızın ilkeleri ve şartları bellidir! 

Bunlar; kendimiz değişmedikçe değiştirilemeyen Sünnetullah ilkeleridir!

Nasıl mı? Haftayaki yazımızda İnşallah!

Allah’ımız, hepimize Hakk›ı Hak bilip Hakk›a uymayı, batılı batıl bilip batılın faiz, fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık ve haksızlık gibi her türlü zulüm yollarından kaçınarak kurtulmayı nasib etsin! Amiin 

Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi”nin uygulanması, Mescidi Aksa’mızın, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız mübarek olsun. 

Selâm, sevgi ve duayla... 

1922 yılında Rize'den İzmit'e göç eden eski Karamürsel Müftüsü Ali Efendi'nin (r.a.) oğlu Şevki Yılmaz; 1955`de İzmit`te doğdu. İlkokulu 1967`de İzmit`te bitirdi. 1973 yılında İzmit İmam-Hatip Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Derince Lisesi`ni de dışardan bitirdi. 1974 yılında MSP-CHP koalisyonunda, Adalet Bakanlığı Özel kalemi olarak görev yaptı. Şevki Yılmaz, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü`nden 1980 yılında mezun oldu. Fakülte yıllarında Kartal Müftülüğünde Murakıp olarak memuriyet hayatına devam etti.