Hoş geldin Ey Şehr-i Kur’an!

Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah’ımıza hamd; Önderimiz, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Peygamberlerimize, izinden gidenlere, Ehlî Beyti’ne, Ashabına, canımız Ana ve Babamıza, Allah (c.c)’ın ilke ve inkılabı İslam’a tabi olan Mü’min kardeşlerimize, Din ve Vatan muhafızı Şehid ve Gazilerimize salat ve selam olsun!

Evveli Rahmet, ortası mağfiret ve sonu günahlardan kurtuluş ayı Ramazan-ı Şerifimiz’i Allah’ımız tüm insanlık âlemi için hidayete, rahmete ve özlenen barışa vesile kılsın!  

“Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadının işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” ( Ahzab S.16) İlahi Mesajın gereği sağlığı yerinde olup seferde olmayan Mü’minlerin Oruç tutmama özgürlükleri yoktur! 

Tıpkı Namaz kılmama özgürlüğümüz olmadığı gibi! Müslüman olan zenginlerin de mallarından Zekât vermeme özgürlükleri de yoktur! Çünkü Namaz, Zekât ve Oruç Allah’ımızın Kur’an-ı Kerim’indeki emridir! Ve sadece Allah’ımıza kulluğumuzun gereğidir! Resulullah (s.a) Efendimizin de bizatihi tatbikatıdır! 

“Ramazan ayı (niye böylesine mübarek ve muhteremdir? Çünkü) İnsanlar için hidayet rehberi olan (ve doğru yolu tanıtan) Kur’an bu ayda indirilmiştir. (O Kur’an ki) Furkan olan (Hakk ile Bâtıl’ı birbirinden ayıran) apaçık belgeleri (kapsayan ve gerçekleri açıklayan Kitaptır.) Öyleyse sizden kim bu aya yetişip şahit olursa artık onu (orucunu) tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık ve ikram) Sayıyı tamamlamanız (orucunuzu tutup bayrama ulaşmanız) ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah’ı en büyük tanımanız (kalbinizdeki sahte putları kırmanız ve sadece Allah’ın rızasını arayıp O’na tapınmanız) içindir. Umulur ki (bu nimetlerin kıymetini fark edip) şükredersiniz (diye oruç size farz kılınmıştır).( Bakara S.185) İlahi Mesajında belirtildiği gibi bu Aya kavuştuğumuz Kur’an-ı Kerim bizim ölçümüzdür! Değişmez ve asla değiştirilemez Hayat ilkemizdir!  

Çünkü; Allah’ımızın emirlerinin, helallerinin ve yasaklarının tamamı insanlığın saadeti, huzuru ve barışı içindir! Yuvaların birliği, dirliği, mutluluğu ve bereketi içindir! Adaletin ve Hakkaniyetin tesisi ve her türlü zulmün ortadan kaldırılması içindir! 

Bu İlahi emir ve yasakların Ana Kaynağı Kur’an-ı Kerim’e kavuştuğumuz bu mübarek ve Mukaddes Ayda sadece Ramazan-ı Şerif’e değil Ana Yasamız Kur’an’a gitmemek üzere hoşgeldin demeliyiz!  

Okullarımıza, üniversitelerimize, ailemize ve devletimizde ne zaman; “Hoşgeldin Ey Kur’an!” diyeceğiz?  

Her geçen gün tarihi değerlerimizden, İslami Medeniyetimizden, insani ahlaki değerlerimizden, dürüstlük, doğruluk ve sadakat erdemlerimizden uzaklaşmakta olan namazsız, oruçsuz, alkolik, uyuşturucu bağımlısı zavallı nesillerin kurtuluşu için eğitim ve öğretimimizde ne zaman “Hoşgeldin Ey Kur’an!” diyeceğiz?  

Çalanın, soyanın, saldıranın, saldırganın, gasp edenin, darp edenin, katledenin adeta korunduğu mağdurun, mazlumun ezilenin ağlatıldığı Roma Kanunları yerine Yargı Sistemimizde  ne zaman; “Hoşgeldin Ey Kur’an!” diyeceğiz?  

1922 yılında Rize'den İzmit'e göç eden eski Karamürsel Müftüsü Ali Efendi'nin (r.a.) oğlu Şevki Yılmaz; 1955`de İzmit`te doğdu. İlkokulu 1967`de İzmit`te bitirdi. 1973 yılında İzmit İmam-Hatip Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Derince Lisesi`ni de dışardan bitirdi. 1974 yılında MSP-CHP koalisyonunda, Adalet Bakanlığı Özel kalemi olarak görev yaptı. Şevki Yılmaz, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü`nden 1980 yılında mezun oldu. Fakülte yıllarında Kartal Müftülüğünde Murakıp olarak memuriyet hayatına devam etti.