KÖŞE YAZILARI
Emperyalistlerce sömürülen ve geri bırakılmış ülkelerde; ne semadan gelmiş Allah’ın (cc) değişmez ve hiç hatası olmayan vahiy kaynaklı eşsiz ilahi dini ilkeleri ve ne de, insan aklının ortaya koyduğu hata ve yanılgılarla dolu beşeri kanunları uygulanır?! Emperyalizme hizmet eden sömürülen ülkelerde sadece, çetelerin ve haydutların darbelerle dikta ettirdikleri kuralları geçerlidir. Biz buna; milleti ezen, eşkıya (Ezenboğa) rejimi diyoruz! İşte bugün kısmen de olsa, 16 Nisan referandumuyla değiştirilmek istenen, 12 Eylül 1980 Anayasası bu Ezenboğa rejiminin eseridir! İstiklal Harbini kazanan iradenin ikame ettiği anayasal düzen, birinci Meclis’te karşılığını bulmuş olmasına rağmen, Milli Şef dönemiyle başlayan istibdâd ve insan hakları ihlalleri halka rağmen halk için çılgınlığıyla, her daim aziz milletimizi ezen bir sistem halini almıştı! Milletimiz, her 10 yılda bir içimizdeki mandacılar ve Siyonizm merkezli cunta hareketlerinin güdümüyle gerçekleşen darbelere; sandıkta attığı tokatla cevap vermişti. Milletimiz, Milli İradenin temsilcisi olarak kimi görmüşse onlara her daim sahip çıkmış ve nihayet bu sömürü düzenini sandık yoluyla bir kez daha yıkmak için, 1995 Genel Seçimlerinde Milli Görüş Harekâtının önünü açmıştı! Ancak her zaman olduğu gibi şer cephesi de boş durmuyordu! Halkın iradesiyle gerçekleşen REFAHYOL iktidarı, Ezenboğa canavarının şah damarını kesmeye kalkınca, silahlı eşkıya güçlere bağımlı yargı ve satılmış medya yoluyla 28 Şubat 1997 postmodern darbesini yaptırdılar! Anayasa Mahkemesini kullanarak, bir hukuk cinayetine imza atıldı ve ülkemizin birinci partisini kapatıp dava adamı merhum Necmettin Erbakan hocamızla beraber, dava arkadaşları; Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Hasan Hüseyin Ceylan, İbrahim Halil Çelik ve bizim de içinde bulunduğumuz isimlere siyasi yasak koyarak milletin meclisi olan parlamentonun dışına itildik! Ve Siyonist odaklar, bu hukuk katliamını işleyen dönemin ‘’cesur’’ Anayasa Mahkemesi Başkanını da Cumhurbaşkanlığıyla ödüllendirdiler! Selahaddin Aydar’lar, Bekir Yıldız’lar, Şükrü Karatepe’ler ve daha niceleri hedef alındı! 28 Şubat, silahlı darbe değil, silahların gölgesinde tam bir sermaye, medya, yargı ve bürokrasi darbesidir! 28 Şubat, Refah-Yol’un; faize, kumara ve yolsuzluklara açtığı savaşı ve başlattığı maddi ve manevi kalkınmayı durdurmak için yapılan post-sermaye-yargı ve bürokrasi darbesidir! 28 Şubat, 14 Şubat 1997 tarihinde dünya Masonlarının Paris›te biraraya gelerek, iktidarımız ve ülkemiz aleyhine aldıkları ihanet kararlarının 14 gün sonra içimizdeki uşakları yoluyla uygulanmaya konulması ihanetidir! Başörtülü bacılarımıza, namaz ehline ve mazlumları savunan her kişi ve kesime salyalı ağızlarıyla kuduz köpekler gibi saldırarak ve faizleri hortlatarak yıllarca milletimize ve ülkemize zulmettiler! Bu firavun ve yardımcıları hamanların sihirbazları satılmış medya yoluyla toplumumuzu yanıltmaya devam ettiler! Halkımıza hizmetten başka suçu olmayan o günkü Başbakanımız merhum Erbakan hocamızı, ekibini ve ezdikleri halkları sohbetlerle uyandırmaktan başka suçları olmayan bizler gibi hatibleri ve yazarları darbenin sorumluları olarak göstermekten utanmadılar! Bu arsız ve hayâsız medyanın satılmış Sözcülerinin bize uyguladıkları linç kampanyalarıyla toplum içinde algı ve korku operasyonlarına başarıyla devam ettiler! 7 sene süren, vatandan ayrı kaldığımız kutlu hicretimizde bile, Avrupa’ya gelen öncülerden nicelerinin bu korku sebebiyle nasıl vefasızlaştıklarına şahidiz! Ve neticede, dinimize, ülkemize ve milletimize irtica adıyla açtıkları 28 ŞABAT (Şubat) Siyonist-Haçlı ve işbirlikçi locaların savaşı 1000 yıl sürecekti! Allah’ın tartışılmaz ilkesi İslam düzenine savaş açanlar, Allah’ın intikamıyla 10 yılda yıkılıp gittiler! Şimdi yargı önünde bir bir hesap veriyorlar! Onlar, finansal güçleri ve ellerindeki büyük imkânlarla eğer bize savaş açsalardı bizi yenerlerdi! Ama o gafiller ve hainler güruhu, Allah’a ve O’nun dinine savaş açtılar! Yasaklar koydular! Ve sonuç olarak hezimete uğradılar! Çünkü, Allah (cc) MUNTAKİM olandır! 28 Şubat’ta hocası Erbakan merhuma saldıran ve yasaklayan Ezenboğa rejiminin savunucuları, talebesi Erdoğan eliyle kıskıvrak yakalandılar elhamdülillah! Asrın mücahidelerinden Merve Kavakçı ve başörtüsü mağduru mazlum kardeşimize konan başörtüsü yasağını kaldırıp ablalarını başörtülü Bakan yaptırtan iktidarımıza yardım eden Allah’ımıza hamdolsun. Ana hayat yasamız Ku’ran-ı Kerim’i, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimizin hayatı Siyer-i Nebi’yi ve Osmanlıca’yı ve ahlak derslerini okullarımıza ve özellikle harb okullarımıza ders olarak konulmasını sağlayan iktidarımıza güç veren Allah’ımıza hamd olsun! 16 Nisan’da yeniden ülkemizi Ezenboğa rejimine döndürtmek isteyen şeytani “Hayır” tuzaklarını “Evet” planıyla bozdurtmak için milli seferberliğe katılanlara selam olsun! İlmin kapısı ve müminlerin emiri Hz. Ali (r.a), Efendimizin “Zulüm, haksızlık ve baskılar karşısında gereğini yapmayanlar, hem haklarını, hem de şereflerini kaybederler!” gerçeğinden hareketle, 16 Nisanda “Evet” oylarımızla elde edilen ve edilecek hak ve özgürlükleri koruyanlara selam olsun! Ve ayrıca, 28 Şubat’ın karanlık günlerinde emniyet-yargı-medya kumpasıyla haksız yere içeri alınarak; Sivas, Malatya, Kamhi, Selam-Tevhid davalarıyla zindanlarda halen çile dolduranların bir an evvel mağduriyetlerinin bitirilmesini, yurt dışında 20 yıldır hicrette yaşayanların vatanlarına dönmelerinin sağlanmasını da acilen bekliyoruz! Devlet-i Ali’nin zevâle uğramasıyla tüm İslam coğrafyasında zulümlere imza atarak; Bosna’dan, Çeçenistan’a, Filistin’den Suriye’ye, Mısır’dan Hocalı’ya! Selanik Komitesi’nden Çetnikler’e, Siyonist ihanetin doğurduğu NİLİ çetelerinden Ermeni çetelerine, Asalasından PKK-YPG ve FETÖ’süne kadar, bizleri kuşatmak ve kanlarımız üzerine iktidarlarını kurmak isteyenler bilsin ki; bizde ne Abdullah Azzam’lar, ne Aliya’lar, ne Malcolm X’ler, ne Bedri İncetahtacı’lar, ne Şeyh Yasin’ler, ne Muhsin Yazıcıoğlu’ları ve ne de 27 Şubat’ta vefat yıldönümü olan Erbakan’lar bitmedi, bitmez! Erbakan’lar gider, Erdoğan’lar gelir! 16 Nisan için kursaklarında hevesleri olan şer merkezleri! Biz, buradayız ve her daim burada olacağız! Kâbe’yi buradan bekledik ve koruduk! Yine bekliyor ve koruyoruz! Ahd ettik! Yeminimiz var! Son nefese kadar! Salı akşamı saat 20:45’te, Akit TV (Kanal 34) ile Kocaeli TV’nin ortaklaşa yayınladığı “Milli Diriliş” programının canlı yayınında “28 ŞUBAT”ı konuşacağız inşaallah! Buluşmak üzere; yaratıcımız, yöneticimiz ve yaşatıcımız Allah (c.c)’a emanet olunuz. Tatil olması dileğiyle Cuma bayramımız mübarek olsun. Selam, sevgi ve duayla.

Twitter Paylaşımları

Bizden haberdar olmak için Tıklayınız