2011

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIIIM Geçen haftaki yazıımızda Suriye yönetiminin halkına karşı başlattığı katliama destek veren İran ve Lübnan Hizbullah’ını uyarmıştık. Bu bizim imanımızın ve Müslüman kardeşliğimizin gereğiydi. Şimdi aynı tavsiyelerimizi halkımızın, ülkemizin yönetimini emanet ettiği iktidarımıza yapmakla mükellefiz. Yıllarca kendi halklarına zulmeden ülkelerdeki iktidarlara sessiz kalan NATO ve BM gibi işgalci kuruluşların şimdi barış ve kurtarıcı postuna büründüğünü ibret ve dikkatle izliyoruz. Bu mazlum halkların şanlı kıyamlarını desteklemelerindeki asıl amaç nedir? Ortadoğu ülkelerinde idari ve siyasi boşluk oluşturarak Irak gibi sahipsiz ülkeler haline dönüştürüp, işgallerini ve sömürülerini daha rahat gerçekleştirmektir. Ayrıca artarak devam eden halkların uyanış ve dirilişlerini kontrolleri altına alabilmektir asıl gayeleri. NATO’nun Rus tehlikesine karşı koruma güvenlik amaçlı ülkemizin doğusuna yerleştirmek istediği “Füze Kalkanı”ndaki asıl hedefin Türkiye’mizle kardeş ülke İran’ı birbiriyle savaştırmak olduğunu da hesaba katarak daha dikkatli ve uyanık olmamız gerekmektedir. Rus’ların Çeçenistan’da, zalim Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da katlettiği yüz binlerce şehidimize ve hâlâ devam eden dini baskılara ve soykırıma varan katliamlarına seyirci kalan bu kahpe kuruluşlar ve devletler değil miydi?

Yıllarca evvel zalim Suriye yönetiminin Hama’daki silahsız ellibin halkı katletmesine sessiz kalan yine bunlar değil miydi? Ve yine Balkanlarda Bosna Hersek, Bulgaristan ve Kosova’daki soykırıma dönüşen katliamlarını destekleyenler bu emperyalist şeytani güçler değil miydi? Geçmişi asla unutamayacak olan bizler ve iktidarımız günümüzdeki halk ayaklanmalarının arkasındaki destekleri iyi analiz etmeli, bu desteklerindeki art niyetlerini ve planlarını dikkate almaya mecburuz. Tunus, Mısır, Libya, Yemen ve Suriye’de ezilen halkların ayaklanmalarındaki zamanlama tesadüfî değildir. Bu mazlum halkaları, NATO ülkelerinin desteklemesi de samimi ve inandırıcı değildir. Tunus, Mısır ve Libya’ya yaptırım kararını tam ittifakla alan BM Teşkilatı, Suriye için alacağı yaptırım kararını neden Çin ve Rusya’ya veto ettirmiştir? Ve neden NATO Libya’ya müdahale ederken Suriye’ye Türkiye’nin müdahalesini istemektedir? Buradaki tehlikeli ve sinsi plana karşı uyanık olmalıyız. Paylaşımlarına ortak olmayı istemedikleri Türkiyemizi devre dışı bırakan NATO silahlı kuvvetleri Libya, Mısır, Tunus ve Yemen gibi ülkelere müdahaleyi bizzat kendisi yapmayı planladı ve bu planı uyguluyor. Türkiye, Suriye’ye komşu olduğundan Suriye’ye müdahaleyi bizzat ülkemize ihale etmek istiyorlar. Şeytani planla bir taşla birçok kuş vurulmak istenmektedir. Allah korusun! Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi Suriye’yi açıkça destekleyen İran ve Lübnan Hizbullah’ı ile savaşmamızı kaçınılmaz kılacaktır. Bu başta baş bela Siyonist İsrail’in taşeronu P.K.K terör örgütünün ve ülkemize hased eden tüm ülkelerin çirkin ve kirli emellerine yarayacaktır. Ayrıca bu planla; tüm Müslüman ülkelerde “ONE MİNUTE” ile esmeye başlayan kardeşlik ve birlik rüzgârının önü kesilerek Türkiyemiz yalnızlaştırılmak ve iktidarımızın her sahada başlattığı kalkınma hamlesine darbe vurulmak istenmektedir. Gün geçtikçe artan ihracat patlamasının durdurulması ve çökertilmesi hedeflenmektedir. Kısaca Türkiye’nin Dünya nöbetini yeniden devralacak Lider Ülke olmasının önüne geçilmek istenmektedir. Komşumuz Suriye’deki zulüm ve haksızlıklardan elbette ki başbakanımız ve ekibinin de bizim gibi ızdırab çektiklerini biliyoruz. Ancak samimiyet ve ihlâsla çalıştıklarına kalben inandığım iktidardaki kardeşlerime güçleri dışında kaldıramayacağımız hiçbir yükün altına girmemelerini tavsiye ediyorum. Çünkü Allah (c.c) hiçbir kulu kaldıramayacağı yükten dolayı hesaba çekmeyeceğini ilahi mesajlarında belirtmektedir. Zamanında Cihan Devletimizi yıktırarak bu krallıkları kurdurtan bu emperyalist canavarlar değil midir? Şimdi kurdurttukları krallıkları yıkıp halkın kendi kendini yönetecek sistemin getirilmesini de yine aynı ülkeler sağlasın. Krallık yönetimlerine karşı halkın kendi iradesinin işbaşına gelmesi elbette desteklenmesi gereken bir adımdır. Ama bu planda Türkiyemiz taşeron olmamalıdır. Yani bu senaryoda figüran olmamalıyız. Tam aksine senaryomuzu kendimiz çizmeliyiz. Bunun için de Osmanlı’nın beylik döneminde uyguladığı mehter gibi sabırla tedbirli ve temkinli yürüyüş siyasetini izlemeliyiz. Ve bu ferasetle önce ülkemizde sonra da dünyada tek adil aktör olacak, maddi ve manevi güce sahip bir konuma gelmeliyiz. Kısaca; şeytani odakların şer planlarını, Allah adına bozma siyasetimize devam etmeliyiz. Yaratıcımız, yaşatıcımız, yöneticimiz ve koruyucumuz Allah (c.c) korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail kılsın. Ve hepimizin yar ve yardımcısı olsun. (http://www.sevkiyilmaz.net)

Paylaşım Tarihi:14/10/2011

Twitter Paylaşımları

 

Bizden haberdar olmak için Tıklayınız