2010

12 Eylül tarihi referandumunda “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” gayesiyle halkoyuna sunulan anayasal düzenlemelerin maddeleşerek kanuna dönüşmesini heyecan ve merakla bekliyoruz... Her biri diğerinden önemli olan bu değişikliklerin en can alıcılarından biri de kuşkusuz, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları ile “İrticai(!) görüş ve yaşam tarzını benimsedikleri” iddiasıyla sorgusuz sualsiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ilişikleri kesilen “disiplinsizlikten” ordudan “re’sen emekli edilen” (Emekli edilen deyince; emekli maaşı bağlanmış, sağlık karnesi cebinde sanılıyor. Ne emekli maaşları, ne de sağlık karneleri var... YAŞZEDELER, silahına, kimliğine, sağlık karnesine el konulmuş, geleceği karartılmış insanlar oldular...)  mağdur ve mazlum subaylarımızdır...
Göğsünde, sırtında, ayağında birer şeref madalyası gibi duran kurşun yaralarını bu milletin huzuru için halen bedenlerinde taşıyan, hakları gasp edilen mağdur subaylarımıza haklarını derhal ve şartsız iade etmek, insani ve vicdani sorumluluğumuzdur.
Kamuoyunun da yakinen bildiği gibi yapılan Anayasa değişikliğine istinaden Meclis’ten çıkacak olan söz konusu kanunla YAŞ kararları yargıya açılacak. Ve hakları gaspedilen 1665 adedi irticacı(!), 3000’e yakın YAŞzede askerimiz altmış gün içinde mahkemeye başvurabilecek.
Ne acıdır ki; namaz kılıyor, eşinin, annesinin ve yakınlarının başları örtülü  diye peygamber ocağı bildiğimiz asker ocağından sorgusuz sualsiz hiçbir adil yargılamaya tabi tutulmadan atılan mağdur ve mazlum subaylarımız, Mao’nun Komünist Çin’inde bile formalite de olsa hakim önüne çıkartılan Doğu Türkistan’lı mazlum kardeşlerimizden daha şanssız ve adaletten yoksun bırakılmışlardır.
Unutmayalım ki, YAŞzede subaylarımızı ordudan atmakla kalmadıkları gibi, kendilerine kamu kurumlarında ve özel sektörde iş verilmesi bile yasaklandı. Bu zulümlerle tatmin olmayanlar, subay kardeşlerimizin 1. derece akrabalarına dahi iş verilmesini engellediler. Kendilerine iş verenler de tehdit edildiler. Bu yüzden aşından, işinden olanlardan bazıları, eşlerinden de oldular. Hayatları darmadağın edildi. Maddi ve manevi sıkıntılar sebebiyle intihar edenler bile oldu...
Yaşzede mağdurlarından bir subay kurduğu internet sitesinden: “Bölücübaşı, bebek katili APO’ya tanıdığınız kadar yargılanma ve kendini savunma hakkını, bu vatan için göğsünü mermilere siper eden Mehmetçiğe de ‘lütfedin’” diyerek haykırıyor...
Bizler bu çığlığa kayıtsız kalamayız! “Zalime meyletmeyin yoksa ateş size de dokunur” ayetini mihenk taşı yapacak bir dikkat gerekiyor.
YAŞzedelerin mağduriyeti, bu ülkenin ayıbıdır. Bu kanuni düzenlemede, YAŞ mağduru askerlerimizin adeta ‘kuzunun kurda teslim edilmesini’ anımsatan bir duruma sürüklenme tehlikesine karşı daha dikkatli ve özverili bir şekilde hareket edilmelidir. Yaşzedeler yaş tahtaya bastırılmamalıdır. Adil ve hakkaniyete dayalı bir yasayla mağduriyetleri tamamen ortadan kaldırılmalıdır.
İlk defa Abdullah Gül’ün Başbakanlığı döneminde başlayan ve daha sonra Başbakan Erdoğan’la devam eden YAŞ kararlarına şerh düşülerek “yaşanan zulme ve haksızlığa ortak olmama” kararlılığı her türlü takdir ve tebrike şayandır.
 İnancım odur ki; TBMM ve hükümet, bu mazlumlara sahip çıkmaya devam edecektir. Bu konuda tam “hâkim” teminatının sağlandığı gerekli yasal düzenlemelerin bir an evvel yapılması, mahkeme üyelerinin İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun, yargı bağımsızlığının teminat altına alındığı üyelerden oluşacak bir yapının oluşturulması lüzumu vardır. Bu görev de TBMM’nin ve hükümetin asli görevidir. Çıkarılacak kanun maddesiyle YAŞzede subaylarımızın geriye dönük tüm özlük hakları, maddi kayıpları ile birlikte tazmin edilmelidir, aksi halde verilen bunca emek ve gayret karşılıksız kalacak, YAŞzede kardeşlerimizin vatan için yedikleri kurşundan daha da acı verebilecek yanlış hukuki düzenlemeler ‘kaş yapayım derken göz çıkartmaya’ sebep olacaktır. Bu ayıbın ve zulmün ortadan kaldırılması milletin, devletine olan güvenini arttıracaktır...
Bizim için canını vermeye namzet YAŞzede subay kardeşlerimize hep birlikte omuz verelim ki; vatanımızın ve milletimizin huzuru ve refahı için, kardeşlik ve barış yolunda yürüyenlerin sayısı artsın!
Yüzünüzden tebessüm, dilinizden dua eksilmesin.
http://www.sevkiyilmaz.net

Paylaşım Tarihi:19/11/2010

Twitter Paylaşımları

 

Bizden haberdar olmak için Tıklayınız